Since 2025, Normaillot has been creating bespoke stage jackets and performance pieces for Yalın, one of Türkiye’s most celebrated artists. Behind every jacket is a much bigger story: design, music, craftsmanship, sustainability and the extraordinary handwork traditions of Türkiye.
Normaillot, 2025 yılından bu yana Türkiye’nin en önemli sanatçılarından Yalın için özel sahne ceketleri ve kostümleri tasarlıyor. Her ceketin arkasında sahnede gördüğümüzden çok daha büyük bir hikâye var: tasarım, müzik, zanaat, sürdürülebilirlik ve Türkiye’nin nesiller boyu aktarılan el işçiliği mirası.

For these pieces, we collaborate with women artisans and craftspeople from different parts of Türkiye, bringing together individual skills, regional knowledge and generations of handcraft traditions.
Bu özel parçalar için Türkiye’nin farklı bölgelerindeki kadın zanaatkârlar ve el işi ustalarıyla çalışıyor; farklı becerileri, yerel birikimleri ve nesiller boyu aktarılan teknikleri aynı tasarımda buluşturuyoruz.
Local production is not only about where something is made. It is about who gets to be part of making it.
Yerel üretim yalnızca bir ürünün nerede üretildiğiyle değil, o ürünü kimin ellerinin yarattığıyla da ilgili.
Türkiye has an extraordinary heritage of textile craftsmanship. Through Yalın’s stage pieces, we explore traditional techniques and interpret them through a contemporary design language.
Türkiye son derece zengin bir tekstil ve el sanatları mirasına sahip. Yalın için hazırladığımız parçalarda kültürel mirasımızın parçası olan teknikleri araştırıyor, çağdaş bir tasarım diliyle yeniden yorumluyoruz.






When Yalın steps onto the stage, these traditions step onto the stage with him.Yalın sahneye çıktığında, bu teknikler de onunla birlikte sahneye çıkıyor.

Preserving craftsmanship does not mean reproducing the past. We reinterpret traditional Turkish techniques through contemporary silhouettes, unexpected materials and modern compositions. A centuries-old embroidery technique can become part of a modern tailored jacket.
Zanaati korumak, geçmişi olduğu gibi tekrar etmek değil. Geleneksel Türk el işi tekniklerini çağdaş silüetler, beklenmedik malzemeler ve modern kompozisyonlarla yeniden yorumluyoruz. Yüzyıllardır kullanılan bir nakış tekniği, modern bir smokinin üzerinde yeniden hayat bulabiliyor.
Heritage does not have to remain behind glass. It can live, move and perform.Kültürel miras yalnızca camların arkasında korunmak zorunda değil. Yaşayabilir, hareket edebilir ve sahneye çıkabilir.

Selected leftover fabrics and existing materials from our atelier are transformed by hand into flowers, appliqués, embellishments and three-dimensional details.
Atölyemizdeki uygun kumaş artıkları ve mevcut malzemeler; el yapımı çiçeklere, apliklere, süslemelere ve üç boyutlu detaylara dönüşebiliyor.
What can this material become next?Bu malzeme şimdi neye dönüşebilir?

Instead of always beginning with something new, we look at what already exists in our atelier: fabric remnants, trims, beads and materials from previous projects. Whenever the design allows it, we give them value again.
Her tasarıma yeni bir malzemeyle başlamak yerine önce elimizde ne olduğuna bakıyoruz: önceki üretimlerden kalan kumaşlar, boncuklar, aksesuarlar. Tasarım izin verdiği sürece onlara yeniden değer kazandırıyoruz.
Many traditional handcraft skills survive because individual women continue to practise them. We aim to build long-term relationships with craftspeople across Türkiye and bring their work to audiences far beyond the places where it was created.
Türkiye’nin birçok geleneksel el işi tekniği, bu becerileri sürdüren kadınların emeği sayesinde yaşıyor. Farklı bölgelerdeki kadınlarla uzun vadeli ilişkiler kurmak ve ürettikleri işleri çok daha geniş kitlelere ulaştırmak istiyoruz.
Every commissioned piece of handwork represents time, skill and economic value returning to its maker.
Her el işi; zamanın, yeteneğin, emeğin ve ekonomik değerin onu üreten kişiye geri dönmesi demek.

It may begin as a drawing in Istanbul.
İstanbul’daki bir çizimle başlayabilir.
Its embroidery may pass through the hands of another artisan.
Nakışı Türkiye’nin başka bir noktasındaki bir kadının ellerinden geçebilir.
Its flowers may be individually shaped from fabric remnants.
Çiçekleri kumaş artıklarından tek tek şekillendirilebilir.
Another craftsperson may work on its beads and embellishments.
Başka bir zanaatkâr boncukları ve süslemeleri üzerinde çalışabilir.
Finally, every contribution comes together as one garment.
Sonunda bütün bu eller ve hikâyeler tek bir parçada birleşir.
When it reaches the stage, the audience sees a jacket. We see every hand behind it.
O ceket sahneye çıktığında seyirci bir kostüm görür. Biz ise arkasındaki bütün elleri görürüz.
For craft to survive, it needs new commissions, new interpretations and new audiences. Through one performance, a traditional technique can encounter thousands of people who may never otherwise have seen it.
Bir zanaatın yaşaması için kullanılmaya, yeniden yorumlanmaya ve yeni nesillerce görülmeye devam etmesi gerekiyor. Tek bir konserde geleneksel bir el işi tekniği binlerce insanla buluşabiliyor.
Stage costumes have always documented culture. We create garments that deserve to remain long after the performance is over: pieces that can be archived, exhibited and remembered as part of a moment in Turkish music and design.
Sahne kostümleri tarih boyunca dönemin müziğini, tasarımını ve kültürünü belgeledi. Performans bittikten yıllar sonra bile arşivlenebilecek, sergilenebilecek ve Türkiye’nin müzik ve tasarım tarihinin parçası olarak hatırlanabilecek eserler yaratmayı hedefliyoruz.












Perhaps, one day, museum pieces.Belki bir gün, müzelerde sergilenecek eserler.
Between music and fashion.
Between women artisans and the stage.
Between traditional Turkish craftsmanship and contemporary design.
Between forgotten materials and new possibilities.
Between heritage and the future.
Müzik ve moda.
Kadın emeği ve sahne.
Geleneksel Türk el işçiliği ve çağdaş tasarım.
Artan kumaşlar ve yeni olasılıklar.
Geçmiş ve gelecek.
Our purpose is not simply to dress an artist. It is to use the visibility of the stage to celebrate the hands, techniques and creative heritage behind what we make.
Amacımız yalnızca bir sanatçıyı giydirmek değil. Sahnenin görünürlüğünü kullanarak Türkiye’nin el işçiliğini, zanaatkârlarını, kadın emeğini ve yaratıcı mirasını daha geniş kitlelerle buluşturmak istiyoruz.